Rüzgar enerjisini anlamak

Paylaş
Rüzgar enerjisini anlamak

Fosil yakıtların azalmasıyla yenilenebilir enerji kaynakları günden güne önem kazanıyor. Ancak mesele sadece fosil yakıtların azalması değil. Bu kaynaklar sanayi devriminden beri çevreyi sürekli kirletiyorlar. Bu sebeple günümüzde güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir ve temiz enerji kaynakları üzerinde yapılan bilimsel ve teknolojik çalışmalar, enerji konusunda birinci öncelik haline geldi.

Jeotermal, dalga ve nükleer enerji haricindeki diğer yenilenebilir enerji kaynakları, doğrudan ya da dolaylı bir şekilde enerjisini güneşten sağlıyor. Bunlar arasında en ucuzu ve en verimlisi olan rüzgar enerjisi, gelişen teknoloji ile birlikte günlük hayatımızda artık daha çok yer buluyor. Güneş, dünya yüzeyine 174.000 TW/sa enerji aktarıyor. Bu enerjinin yaklaşık % 1-2’si ise rüzgar enerjisine dönüşüyor.

Bir rüzgar santrali

Rüzgar Enerjisi Nedir?

Rüzgar, hava kütlelerinin atmosfer üzerinde yer değiştirmelerinden başka bir şey değildir. Bu yer değişikliğinin sebebi, hava kütlelerinin sahip olduğu basınç farkıdır. Hava ısındıkça yükselir, soğudukça alçalır. Bu ısınma ve soğumaların asıl sebebi ise güneştir. Rüzgarın oluşmasını sağlayan bir diğer olay da coriolis kuvvetidir. Dönen yer kürenin yüzeyi üzerinde hareket eden hava, kuzey yarım kürede hareket yönünün sağına, güney yarım kürede soluna saptırır. Bu saptırma gücüne coriolis kuvveti denir.

Rüzgar, güneşin dünyayı düzensiz bir şekilde ısıtması sonucu oluşur. Bu düzensizliğin sebebi dünya yüzeyinin engebeli olması, karadan ve denizden oluşmasıdır. Kara ve deniz, güneşin yaydığı ısıyı farklı seviyelerde absorbe  eder. Rüzgar kara yüzeyinde yavaşlar çünkü bitki örtüsü, orman, dağlık alanlar gibi doğa yüzeylerinde sürtünme yüzeyi oldukça fazladır. Bu sebeple yüksek seviyelerde rüzgar daha hızlı eser. Denizde ise sürtünme yüzeyi olmadığı için rüzgar daha kuvvetli eser.

Rüzgardan elde edilen güç ve enerji

Rüzgar türbinleri, rüzgarın kinetik enerjisini kanatları yardımı ile alır. Uçak kanadı şeklinde yapılmış olan kanatlar, rüzgarın etkisi ile dönerler. Bu dönme hareketi bir mil ile generatöre aktarılır ve elektrik üretilir. Böylece rüzgarın kinetik enerjisi elektrik enerjisine çevrilmiş olur.

Bir A alanından t zamanda geçen rüzgarın enerjisi, aşağıdaki bağıntı ile ifade edilir:

E = \frac{1}{2}mv^2 = \frac{1}{2}(Avt\rho)v^2 = \frac{1}{2}At\rho v^3,

Burada;

v: Rüzgarın hızı [m/s], 

ρ: Rüzgarın taşıdığı havanın yoğunluğu [kg/m³], 

Avt: A alanından t süresince geçen havanın hacmi [m³], (A alanı, rüzgar yönüne diktir)

Avtρ: A alanından t süresince geçen havanın kütlesi [kg],

Güç, birim zamanda harcanan enerjidir. Bu durumda rüzgarın gücü aşağıdaki bağıntı ile hesaplanır:

P = \frac{E}{t} = \frac{1}{2}A\rho v^3.

Bu bağıntıya göre rüzgardan elde edilecek gücün bağlı olduğu parametreleri inceleyelim:

Rüzgar hızı

Bağıntıya göre rüzgarın gücü, hızın küpü ile orantılıdır. Bu durumda rüzgar hızının 2 katı artması durumunda rüzgardan elde edilecek güç 8 kat artacaktır. Bu sebeple, türbinin yüksek rüzgar hızlarına karşı mekanik dayanıklılığının sağlanması koşulu ile mümkün olduğunca yüksek rüzgar hızları tercih edilir. Yüzeyden yukarıya gidildikçe rüzgar hızları artar ancak yüksek türbin boyları maliyetleri arttırır. Sürtünmenin az olduğu, dolayısıyla rüzgar hızlarının yüksek olduğu off shore (deniz üstü) türbinlerde ise kurulum zordur ve maliyetleri yüksektir.

Bir offshore rüzgar santrali

Türbin kanatlarının süpürdüğü alan

Aynı rüzgar hacmi için türbin kanatları ne kadar geniş bir alanı süpürürse o kadar fazla güç elde edilmiş olur. Rotor kanatlarının boyu iki kat arttırılırsa, rüzgardan elde edilecek güç 4 kat artar. Ancak türbin kanatlarının uzunluğu arttıkça sistemin mekanik yükü artar, bu da maliyetleri arttırır.

Havanın yoğunluğu

Hava yoğunluğu arttıkça elde edilecek güç de artar. Yoğun hava, ağırlığından dolayı yer yüzeyine yakındır ancak kara yüzeyindeki sürtünmeden dolayı hava hızı nispeten düşük olacaktır. Offshore santrallerde bu ilke işe yarar, çünkü deniz yüzeyinde sürtünme olmadığı için rüzgar hızı yüksek olur.

Yukarıdaki bağıntı bize rüzgar gücünün fiziksel parametrelerini vermesine rağmen gerçekte elde edilen güç daha azdır ve kullanılan generatör tipi, kanat tasarımı gibi bazı fiziksel kayıplara bağlıdır. 1919 yılında Alman fizikçi Albert Betz tarafından ortaya atılan Betz kanununa göre bir rüzgar türbininden elde edilecek maksimum güç, fiziksel gücünün % 59.3’ü oranındadır. Gerçek uygulamada ise bu oran % 30 ile % 45 arasında değişir. Buna göre rüzgarın gerçek gücü aşağıdaki bağıntı ile hesaplanır:

wind energy and air volume

Burada Cp, türbinin performans katsayısını ifade eder.

 

Devamını oku

Little David: Dünyanın en büyük kalibreli topu

Askeri teknoloji maalesef günümüzdeki birçok sivil teknolojinin kaynağı oldu. Maalesef diyoruz, çünkü insanoğlu en yaratıcı teknolojik atılımlarını savaş zamanlarında gerçekleştirdi. I. Dünya Savaşı’nda kimyasal gazların kullanılması kimya endüstrisi için itici güç oldu, kamyonlar ve uçaklar ilk defa bu savaşta etkin olarak kullanılmaya başladı. II. Dünya Savaşı ise makina ve

Alper Coplugil tarafından
Dünyanın İlk Katlanabilir Elektrikli Scooter’ı ile Trafiği Unutun

Dünyanın İlk Katlanabilir Elektrikli Scooter’ı ile Trafiği Unutun

Tayvanlı NanoWin Technology, “Dünyanın ilk katlanabilir elektrikli scooter”ını Türkiye’ye getiriyor. NanoWin Technology’nin bu ürettiği “Solar Elektrikli Scooter”, Türkiye’de ilk kez 15-19 Mayıs tarihleri arasında İstinye Park’ta gerçekleştirilecek olan “Tayvan Doğa Dostu Ürünler Etkinliği” çerçevesinde kurulacak olan “Tayvan Çevre Dostu Ürünler Pavilyonu”nda tanıtılacak. Sadece 20

Alper Coplugil tarafından